23 Eylül 2017 Cumartesi

Gavustima: Özlemin ve Kavuşmanın şenliği

12 Eylül 2017, 21:14
Gavustima: Özlemin ve Kavuşmanın şenliği
Belgin Çallıoğlu
 Sözcüklerin dünyası nasıl da büyülüdür taşıdıkları esintilerle, etkili kullanmasını bilene ve dinleyene, okuyana ne dünyalar yaratır. 25 Ağustos günü suyun öte yanında 'kavuşmak' sözcüğü bana büyülü bir dünya yansıttı 'gavustima' şenliğinde, 'kavuştum ya' diyebilen Karamanlı mübadillerin burcu burcu Anadolu kokan o yürek dolusu sevgi ve özlemle dopdolu  'gavustima' şenliğinde.

Bu yıl 19.kez Larissa'nın Farsala yerleşiminde düzenlenen Gavustima, Lozan Mübadelesi kararıyla Orta Anadolu kökenli ve konuştukları dil Karaman Türkçesi olduğu için Karamanlı diye adlandırılan, Büyük Kapadokya bölgesinden (Kayseri, Niğde, Konya, Karaman, Nevşehir ve Aksaray yöresi) yaklaşık 500.000 kişilik bir topluluğun topraklarından koparılıp diğer bir milyona yakın Anadolu Rum Ortodoksuyla Yunanistan'a değiş ve oradaki yarım milyon  Rumeli Müslümanının Anadolu topraklarına tokuş olmasıdır. 

Hiç de kolay değildir değiş tokuş olmak insanlar için. Kültürlerinden  koparılırlar her anlamda ve yerliyken yeni yerlerinde yabancı olurlar, muhacir olurlar birdenbire. 

En büyük insan değişimi doksan dört yıl önce başlatılınca, o günün iletişim ve ulaşım koşullarında en yakınlar bile yitirirler göç yolunda birbirlerini. Yürek yakan öyküler günden güne artar, kavuşmak bir düş gölgesi olarak kalır...

Yeni topraklarda yeni umutları yeşertmek için birbirlerine sarılırlar 'yeni/nea' sözcüğünü ekleyip geldikleri topraklarının isimlerindeki yeni yerlerinde. Ve derneklerini kurarlar kimliklerini, birliklerini yitirmemek için bir kez daha.Kuşaktan kuşağa geçer Anadolu kültürü. 

Bizim grubumuzun Farsala'ya ulaşana dek yol boyu gözlemlerinden bugünün göç öykülerinin acımasız koşullarını da yazmak gerek belki... Neyse ben sadece benim 'Gavustima' görme özlemimi unutmayıp gruba ekleyen LMD başkanımız Esat Ergelen'e bir kez daha teşekkür ederek ve LMV genel sekreterimiz Sefer Güvenç'in kulaklarını sürekli çınlattığımızı anımsatarak Gavustima şenlik alanına giriyorum.

Alanın girişindeki panoda mübadele resmedilmiş. Yitirdiğimiz tüm birinci ve ikinci  kuşak mübadillerimizin sevgilerine özlemin hüznüne kapılmışken karşı masada gülen yüzleriyle kadınların limonata ve Farsala helvası sunarak hoşgeldinleri kocaman bir Anadolu açık hava düğünündeymişim gibi hissettiriyor. 

Bizi karşılayan sevgili Sofia Kosmoglou ile sarılıyoruz ve o anda sahneye doğru ilerleyen mübadil kafilesini görüyoruz. Sanki o günleri yaşıyoruz bunca yıl sonra. Onlar oynamıyorlar, aile büyüdüklerinin yaşadıklarını bir kez daha yaşatıyorlar bize gözlerindeki acıyla.

Sonra yeni toprakta yeniden tüten ocak yansıtılıyor. Ve kavuşamadıklarına özlemlerini, hiç unutmadıkları halk türküleri ve danslarıyla yürekten sese ve bedene geçen duygularıyla her yaştan ve hep birlikte anlatıyorlar. 

Suyun öte yanından yedi kişiyiz. Üç akademisyen için iyi bir veri kaynağı 'Gavustima'. Bir yandan tam da o gün ülkemizde halk eğitim merkezlerinde halk dansları çalışmalarının yasaklandığı haberini almışız.  Bini aşkın kişi tüm sevgi ve dostluğumuzla oynarken bir yanımızı nasıl kararttılar yine...

Hüzne hayır, bu akşam. Sahne sürekli yeni ekiplere kucak açıyor. O güzelim otantik giysiler ve türküler eşliğinde halk dansları. En sevdikleri türküleri  paylaşayım:
Konyalı, Adanalı, Harman Yeri, İzmir'in Kavakları, Çanakkale, Kamayı Vurdum Yere, Aman Doktor ve Gesi ya da Keçi Bağları.

Gesi Bağları'nı her ne zaman duysam Kayseri, Develi, Karacaören'den ikinci kuşak  mübadili, geçen ay vefat eden Nikos Papazoğlu'nun sevgili Lütfü amcamla türkü söylerken atışmaları gelir aklıma. Işıklarda uyusunlar. 

Sahnede şu anda çok anlamlı bir etkinlik var. Kadınlar zeytin dikiyorlar ve çocuklar kendileri gibi fidan olan kadim meyve için dans ediyorlar. Yine bir kocaman bir soru yüreğimi yoran; 'neden bizde yasaklanır zeytin dikimi, neden betona kurban edilir zeytinlikler' derken 'Hronia Polla', 'Mutlu Yaşlar'  şarkısı söyleniyor. Ne güzel bir an, yeni yaşıma dostluğun sevgisiyle giriyorum, hep birlikte katılıyoruz lise yıllarımdan beri oynadığım halk oyunlarına.  

Sabah alışveriş ettiğimiz Yoanna teyzeyle 'Bekledim de Gelmedin' şarkısını söyledik.  Deniz kenarında tesadüfen bulup çok beğendiğimiz yerin adı Kadirağas imiş. İzmir'de yaşayan torunları ziyarete gelmişler bir kaç yıl önce. karşılaşmalar bitmez suyun iki yanında da. Bugün Farsala'ya ve Gavustima'ya veda ediyoruz.

İşte akşam oldu ve yine şenlik alanındayız. Vakıf ve dernek dostlarımızdan Muratis ve Petros da katılıyorlar masamıza.

Hep birlikte elele, omuz omuza, kolkola Anadolu'nun ortak öykülerini bir kez daha yaşatıyoruz. Eylül ve Esat'ın coşkulu dansları unutulmaz  Son olarak  Karaman Türkçesi ile yapılan duayı dinliyoruz. Sula ve Sofia şimdiden özlemişcesine sarılıyorlar birbirlerine... 

Hoşçakal özlemin şenliği Gavustima. Gelecek yıl Selanik'de buluşmak dileğiyle... 

Şu dünyada  sevgi ve dostluk olmasa nasıl dayanırız yapılan tüm kötülüklere.. 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV

Lozan Mübadilleri E Posta Grubuna Katıl

Powered by us.groups.yahoo.com

Yandex.Metrica

Instagram