18 Nisan 2014 Cuma

Zigoş

Drama'nın Zigoş köyünde doğan bir halk oyunu

04 Nisan 2012 Çarşamba 19:00
Zigoş
 Zigoş
Dramanın bir köyünde doğan ve o köyün adıyla anılan bir halk oyunun öyküsü ve görüntüsü.


Eski Drama ilinin Libotun kasabasına bağlı Zigoş köyünden olup Türkiye’ye göç edip Trakyamıza yerleşen sekenenin (halkın) Zigoş Oyunu diye izafeyle yaşattığı bu oyun, bir sıra raksıdır. Drama sancağının iskelesi Kavala şehri olduğundan buna göre semtin yerini haritada tahmin güç olmayacaktır. Zigoş Oyununa göçen önce de adı geçen köyün halkı tarafından bu adın verilip verilmediği Trakyalı horonculardan tahkik edilmedi. Yer adıyla anılan oyunlar nispeten azdır. 



Ali paşa, Kabadayı, Beylerbeyi, Karşılama ve Zigoş gibi “Kırklareli çevresinde sık sık ele alınan” oyun çeşitlerine dikkat çekildi. Bunlardan Zigoş’un, geldiği yerde Türklerce öteden beri oynanılageldiği inancı oralı yaşlılarca intikal etmiş, göçmenlerce Kırklareli yöresine de aktarılmak suretiyle konu kurtarılmıştır. Gerçi, bütün bunlar doğrudur ama ne çare ki Zigoş kelimesinin yapısı dil bakımından Türkçe’ye yabancı, öte yandan oyunun geldiği Drama ilinin kasabalarından birinin adı da Zigoş idi. Oyunun adını bu kasabadan aldığı söylendiği gibi, tertibinin ikinci devresine Drama Karşılaması dedikleri ve hatta oyunun tamamına Drama Karşılaması diyenlerin de bulunduğu ilave edilmektedir. Dikkate değer nokta, bütün bu tevatürlerin (söylentilerin) oralı Türklerin dilinde kulaktan kulağa dolaştığıdır. Drama yöresinin Hristiyanlarının bu tipten oyunları farklıdır. 



Zigoş, en az altı kişi olmak üzere çoğu zaman altı çift, yani 12 kişiyle ve çiftlerin karşılıklı iki sıra halinde dizilmeleri suretiyle başlar. Musikî devam ettiği halde, oyuncular bir müddet dizilme ve karşılarındaki seçebilme işiyle meşgul olurlar. 



Zigoş, erkeklerce oynanır. Karşılıklı sıraların eğir yürüyüşle birbirlerine yaklaşmaları ve oyuncuların - beller hafifçe bükük olarak - el ve kol hareketleriyle oyun devam eder. Başlangıçta gayet yumuşak olan hareketler, ezgisiyle birlikte gitgide hızlanır, şiddetlenerek sert ve keskin figürler halini alır. Sonra, zurna yerini davulun sert vuruşlarıyla oyuncuların el vuruşlarına bırakır. Oyun, ezgisiz fakat çok şiddetli olarak davul vuruşlarıyla sürer, naralar işitilir. Oyuncuların ellerindeki çevreler (mendiller) bu sırada ya kuşaklara sokulu ya da omuzlara atılıdır. 



Ezginin tekrar başlamasıyla çökmelere geçilir. Çökmeler, zincirlemedir. Az çok Balıkesir’in Bengi Zeybeğindeki çöküşleri andırırlarsa da, Zigoş’taki çökmeler daha süratli, daha mürekkep (toplu) ve daha ahenkli figürlerdir. Sonra Zigoş’taki oyuncular, o Zeybek’teki gibi daire çevirmeyip iki sıra dizilidirler. 



Sık ve devamlı çökmelerden sonra oyuna bir sükûnet gelir. İlk devre bitmiştir. Bu birinci ve ikinci devre arasında çoğu zaman Alipaşa veya Beylerbeyi gibi pek orijinal bir Rumeli ‘Hora’su oynandığı görülür. Bu, bir katımdır. Zigoş’un kendi kuruluşundan olmadığı adının Türkçe dışılığından da bellidir: Horo. Fakat reayanın (halkın) en büyüğü tebcil edişleri (ağırlamaları) mahiyetinde görülebilir. 



Horo bittikten sonra tekrar salma hale geçilir, çiftler karşılıklı dizilirler. İkinci devresine giren oyun, ilk devredeki gibi bir seyir takib eder. Şu farkla ki, karşılıklı hareket etmiş olan çiftler bu sefer yanlara doğru seyrederler. Yürüyüş ve figürlerde de bazı değişiklikler olur. Kucaklama ve sarılma figürlerinden sonra birinci devrede görülen çökmelerle oyun son bulur. 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV

Lozan Mübadilleri E Posta Grubuna Katıl

Powered by us.groups.yahoo.com

Yandex.Metrica