23 Eylül 2017 Cumartesi

Patriyot Hayati

28 Ekim 2014, 00:57
 Her toplumda, art arda gelen üç dört kuşağın üyelerini tanıyan, onların prototipleriyle ayrı ayrı, kimi zaman da bir arada haşır neşir olmuş kişiler vardır. Kendi nitelikleri yanında bu özellikleriyle de var olurlar. Sözgelimi Agop Arad bu tür insanlardandır. Elif Naci de öyleydi. Sağcıların bir Fethi Gemuhluoğlu’ları vardı. Genç yaşta ölen bu geniş ufuklu adam kendi kesiminde önemli bir işlev kazanmıştı. Her söz ya da her olayın yorumu bir de ondan geçerdi. Sağcılar onu veli derecesine yükselttiler. Ölünce de hemen unuttular.
Çok seyrek rastlanan bu ortak yıldızlardan biri de Patriyot Hayati.
Bakarsınız, 1940’lı yılların ilk yarısında Aka Gündüz’ün, Nurettin Artam’ın masasında; sonra bakarsınız, o yılların ikinci yarısında Şükran Lokantası’nda Dıranas’la, Cahit Sıtkı’yla, Orhan Veli’yle beraber; Kürdün Meyhanesi’nde acılı kuşak şairleri arasında; Mehmet Kemal’le tavla oynuyor; Ruhi Su ile Nusret Hızır’ın arasına oturmuş. 1946’da Osman Bölükbaşı’nın kişisel dostu olmuş. 1960’ta Milli Birlik Komitesi üyelerine Bulvar Palas’ta demokrasi söylevleri veriyor. Yassıada Savcısı Altay Egesel’le o sırada Yassıada sanığı olan eski Birinci Şube Müdürü Niyazi Bicioğlu’na, bir olayı anımsatmak için, üç paket Birinci sigarası yolluyor.
İstanbullu. O kadar ki, Ankara’da bile Üsküdar’da oturmuştur.
Liseyi Ankara’da bitirdi. Taşmektep’in son mezunlarından. Bir yıl Yüksek Deniz Ticaret’e devam etti. Daha sonra Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Türkiye Gençler Derneği’ni kuranlar arasında o da vardı. 1948’de, hocaları (Boran, Berkes, Boratav) üniversiteden uzaklaştırılınca girdiği boşluk duygusu sonucu yükseköğrenimini yarıda bıraktı.
1951’de TKP davası dolayısıyla tutuklandı. 5 yıl içeride yattı. 18 ay da Niğde’de sürgünlük.
Mübadele’de (1924), Manastır’ın Nasliş kasabasından ailesi ile birlikte İstanbul’a geldiğinde beş yaşındaydı. Aile varlıklıydı: Yunanistan’daki mülklerin karşılığı Çatalca’da ev, tarla, tapan verilmişti; daha sonra, Marmara Adası’ndaki hemen bütün emvali metruke onların; Avşa’da zeytinlikler.
Patriyot Hayati’nin hayatı bugüne dek birkaç kez varlık ve tam yoksulluk arasında akıp gitmiş. Yoksul düşmek diye bir şey var. Ama Patriyot Hayati için ek bir durum da söz konusu. Onun için, bir şey yapmak, o alanda tam sıfır noktasını yoklamakla mümkündür. 1961’de babası ölünce, annesine ve iki kardeşiyle kendisine 33’er bin lira miras kalmış. Hayati, bu parayı son kuruşuna kadar hemen yemek istediğini söyleyince, annesi dayanamayıp kendi payını da ona vermiş. Patriyot bu parayı üç ayda, Beyoğlu’nda Jorj’un eski kulisinde ve bir kadın arkadaşıyla birlikte Kilyos’ta bitirecek. Sıfıra düşünce de iş aramaya başlayacak. Nerede? Hemen oracıkta, Kilyos’ta.
Nerelerde çalışmamış ki!.. Öğrencilik yıllarında Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde, Beden Terbiyesi’nde... 27 Mayıs’tan sonra Gazeteciler Cemiyeti lokantasının yöneticisi; daha sonra Devlet Su İşleri’nin ilk dinlenme kampını kuruyor. Niğde’de sürgündeyken, otel kâtibi ve özel Fransızca öğretmeni. İstanbul’da, Yeniköy Turizm Oteli’nin (bugünkü Carlton) müdürü; Edirne’deki Kervan Oteli’nin kurtarıcısı; bir gıda sanayi kurumunda satış şefi; salyangoz ihracatıyla uğraşan bir şirkette müdür; Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) muhasebe müdürü; Özer Sağnak’la kurbağa bacağı ihracatı için çalışmalar; başka bir salyangoz ihracat firmasında genel müdürdür.
1980’de bu son işinden emekli oldu. Mali durumu da şu anda fena sayılmaz.
Yargıç önüne ilk kez, bir yılbaşı gecesi olayından ötürü çıkmış. 1949’u 1950’ye bağlayan yılbaşı gecesi, Ankara’da, Maltepe’nin üstünde, Süleyman Bey Mahallesi’nde, Bekârlar Apartmanı’ndaki odalarında üç arkadaş (öbürleri Ahmed Arif, İbrahim Erdem) gelecek “iyi yıllara” kadeh kaldırdıkları için o sırada orada konuk olarak bulunan biri tarafından ihbar edilmiş ve mahkemeye verilmiş: Hangi iyi yıllarmış o kadeh kaldırdıkları!
Patriyot sanını çok sever. Bu sanın gerçek adını bile unutturmasından memnundur. Yaşıtları ve gençler için sadece “Patriyot”, 18-20 yaşındaki en gençler için “Patriyot Amca”dır. Patriyot sözcüğü burada sanılabileceği gibi Fransızcadan ve Fransız Devrimi’nden gelmiyor. Yunanistan muhaciri ya, Yunanca’da hemşeri anlamına geliyor bu sözcük. Ayrıca Hayati’nin çocukluk arkadaşı Çatalcalı Şevki Akşit ona boyuna “Patriyot, yavaş ol; patriyotluğun sırası değil şimdi” deyip dururmuş. Coşkunluk, ataklık karşılığı olarak da daha çocukluk günlerinde takılmış bir ad.
Bir adı da Prens Hayati. Çok güç günler geçirmiş, hatta düpedüz aç da kalmıştır. Ama kuru ekmeğin bile zor boy gösterdiği sofrasında her zaman lacivert takımı, kolalı beyaz gömleği, şık kravatıyla oturmuştur. Bu yönüyle de bir söylencedir Hayati. Taşlıtarla’da gecekonduda otururdu: Dışı dobra konak, içi bahanesiz saray.
Mihri Belli şöyle demiş: “Bana kim muhalefet ederse etsin aldırmam; ama şu Sevim’le (Belli) Patriyot’un muhalefetine dayanamam.”
Edip Cansever de şöyle demiş Patriyot Hayati için:
“Bir gün bile ölmezsin benim sözlüğümde.”
Ahmet Oktay da şöyle demiş:
“Patriyot konuşuyor, elleri kuşlarmışçasına”

* Cemal Süreya'nın, 99 Yüz'ünden

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV

Lozan Mübadilleri E Posta Grubuna Katıl

Powered by us.groups.yahoo.com

Yandex.Metrica

Instagram