27 Mayıs 2017 Cumartesi

Sefte İnsanlık*

12 Ekim 2015, 00:50
Sefte İnsanlık*
İskender Özsoy
 Bıyıkları yeni terlemeye başladığında görmüştü ilk kez o rüyayı. Ne güzel rüyaydı. “Memleket”ine, Trabzon’a gitmişti. Uzun, upuzun bir yolda yürüyordu. Alabildiğine uzun yeşil bir yolda yürüyordu. Yolun iki tarafında oynayan bir birlerinin kopyası çocuklar gülümseyerek, “Yanımıza gel…” diye Nikola’ya el ediyordu. “Gel, hadi gel vre Nikola.” “Hadi gel, vre Nikola.” “Koş gel Nikola.” Çığlıklı çığlığa davetler; manifaturacının oğlu Dimitris’ten, demirci Staratos Usta’nın oğlu Kriakos’tan, ebe Maria’nın kardeşi Sofia’dan, bahçıvan Theodoros’un amca uşağı Yannis’ten. Güzel rüyaydı, sanki uzatsa ellerini Dimitris’in, Kriakos’un, Sofia’nın, Yannis’in elini tutacak gibiydi.

Ama her ölümlünün rüyası gibi Nikola’nın da rüyası bitti. Uyandığında Kalamaria’nın göçmen barakalarının derme çatma çatılarında patlayan deli poyrazı esiyordu yine. Umursamadı poyrazı Nikola. Rüyasını başa sarıp hatırlamaya çalıştı.

……….
Ailesi Trabzon’dan, önce Sohum’a, sonra Yunanistan’a ve Selanik’e savrulan Nikola Kriakidis, benzer bir rüyayı yaşı neredeyse 80’e dayandığında da gördü. Hem de birkaç kez. O ilk rüyadan anne ve babasının; sonraki rüyalardan çocukları ve torunları dahil kimsenin haberi olmadı. Rüyaları hep kendine sakladı Nikola. Rüyalarla gidermeye çalıştı Trabzon’a özlemini.

Ama bir gün, evet bir gün, açılıverdi oğlu Yorgos’a “Beni memleketime, çocukluğuma Trabzon’a götür evlat…” diye.
SÜMELA’YA GİDECEK, TRABZON’A GİTMEYECEK
Nikola’nın 1941yılında Komotini’de (Gümülcine) doğan oğlu Yorgos Kriakidis 20 yıldır Kavala’nın Thassos (Taşoz) Adası’ndaki Gylfada Oteli’ni işletiyor yazları. Kışları da Almanya’da lokantacılık yapıyor. Ana dili Pontus Rumcası.Türkçeyi Almanya’da öğrenmiş. Türklerle aralarında Komotini’de olsun, Yunanistan’ın başka kentlerinde olsun kavga dövüş, kötülük olmamış hiç. Bugüne dek babasının “Çalma, fenalık yapma, öldürme, yardım et.” öğüdüne bağlı kalmış. Kendi dünya görüşünü de “İnsan sifte, inanmak sonra.” diye özetliyor. Onunla otelin, menekşelenen Ege sularına bakan bahçesinde konuştum: “Ailemin geçmişi hakkında pek bilgim yok. Babam 12-13 yaşlarında gelmiş Yunanistan’a. Yaşadığı sürece Trabzon hakkında, mübadele hakkında, Yunanistan hakkında hiçbir şey anlatmadı. Biz de sormadık, öğrenmedik. 1912’de Trabzon’da Sohum’a kaçmışlar. Yunanistan’a hangi tarihte gelmişler bilmiyorum. Sohum’dan Edirne’ye gelmişler. Daha sonra Komotini, Xanthi (İskeçe) ve Selanik’in banliyösü Kalamaria. Kalamaria’da göçmenler için yapılan barakalarda kalmışlar bir zaman. Babam hiç anlatmadı geçmişini ama bir gün aniden “Beni Trabzon’a götür.”dedi, bir rüyadan söz etti. 87 yaşındaydı. O gün anladım ki babam doğduğu yerleri çok görmek istiyordu. Çocukluk arkadaşlarını, evini, kilisesini görmeye çok istiyordu. Bize bir şey anlatmadı ama aklında mutlaka Türkiye hakkında güzel şeyler saklıydı. O yüzden gitmek istiyordu. Olmadı, götüremedim. Ona bu hakkı vermedi Türkiye. Kimliğinde doğum yeri Trabzon yazdığı için babama vize vermedi Türkiye. Onun için Türkiye’ye çok kırgınım. Babam doğduğu yeri göremedi, ben de görmeyeceğim babamın memleketini. Samsun’a gideceğim, Sümela’ya gideceğim ama Trabzon’a asla gitmeyeceğim.” …….
(*) Önce insan, insanlık.

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV

Lozan Mübadilleri E Posta Grubuna Katıl

Powered by us.groups.yahoo.com

Yandex.Metrica

Instagram