18 Ağustos 2018 Cumartesi

Torununun gözlerinde Esat Paşa'nın bakışını görmek!

15 Şubat 2018, 00:49
Torununun gözlerinde Esat Paşa'nın bakışını görmek!
Erol Uzsoy
 İro ve Taki çifti, 1974 senesinden beri Atina’da yaşayan İstanbullu bir karı koca. Dostum Taki bey, İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir Yüksek Makine Mühendisi. İro hanım da İstanbul Alman Lisesi mezunu bir hanımefendi. Her yıl İstanbul’a gelip, sevgili şehirleri ve dostlarıyla hasret giderirler.

Üç yıl kadar önce Taki Bey Atina’dan telefonla aradı ve “Erol Bey, Esat Paşa’yı biliyormusun?" diye sordu. “Aman Taki Beycim Esat Paşa’yı nasıl bilmem. Yanya müdafii ve Çanakkale Savaşlarında oradaki en yüksek rütbeli Osmanlı Kumandanı.” diye cevap verdim. Taki bey devamla; “Esat Paşa’nın torunu Zehra, eşim İro’nun Alman lisesinden sınıf arkadaşıdır. Halâ sık sık görüşürler ve birbirlerini çok severler. Zehra, telefonla bizi aradı ve Yanya’yı ziyaret etmek istediğini, ancak gelmeden önce Yanya ile ilgili kitapları okumak istediğini söyledi. Benim de aklıma sen geldin. Bu konulara meraklı olduğunu bildiğim için sana danışayım dedim”. Ben de Türkiye’de, Yanya ve Yanya kuşatması ile ilgili kitapların listesini gönderdim. O da Zehra hanıma bildirmiş. Zehra hanım da söz konusu kitapları alıp okuduktan sonra uçakla önce Atina’ya, oradan da hep birlikte Yanya’ya uçmuşlar. Bundan sonrasını Taki beyden dinleyelim;

“Yanya’da göle yukarıdan bakan çok güzel küçük bir otele yerleştik. Ertesi sabah kahvaltıdan sonra hemen Yanya kalesini ve içindeki müzeleri görmek üzere şehre indik. Zehra, ilk defa geldiği Yanya’da her şeye duygu dolu gözlerle bakıyor ve ‘tıpkı dedemin anlattıkları gibi’ diyerek adeta dedesiyle birlikte Yanya sokaklarında dolaşıyordu. Kaledeki müzeye girmek istediğimizde müzenin o gün ziyarete kapalı olduğunu anlayınca pek üzüldük. Kapıdaki görevliye, misafirimiz hanımın İstanbul’dan geldiğini, kendisinin Esat Paşa’nın torunu olduğunu söyleyince, görevlinin davranışları hemen değişti, bir yerlere telefon etti. Biraz sonra Yanya Belediye Başkanı yanında birileriyle geldi ve hoş geldiniz diyerek; “Sizi tanımaktan şeref duyuyorum hanımefendi. Dedeniz Esat Paşa gerçek bir kahramandır ve Yanya tarihinin bir parçasıdır. Kendisini çok takdir ederiz” diyerek hemen kapıları açtırdı ve bize özel bir rehber tayin ederek, birlikte yiyeceğimiz yemeğe kadar kaleyi ve müzeleri gezebileceğimizi belirtti. Biz çok şaşırmıştık, Zehra da çok duygulanmıştı. Rehber, bizi Yanya’nın Belediye Başkanlarından olan Esat Paşa’nın babasının portresini asılı olduğu salona da götürdü ve “işte dedenizin babası Belediye Başkanımızın portresi de diğer başkanlarla beraber burada” dedi. Bizler iyice şaşırmıştık. Zehra ise karmakarışık duygular içindeydi.”

Taki bey bana bunları anlattıktan bir müddet sonra tekrar Atina’dan telefon etti ve; “Erol Bey, haftaya İstanbul’dayız. Zehra ile de buluşacağız. Kendisiyle tanışmak ister misin?” diye sordu. “Aman Taki bey, istemem mi, çok sevinirim” deyince bir hafta sonra Moda’da Koço Restoran’da buluştuk. Zehra hanım 1942 doğumlu, dedesi Esat Paşa gibi masmavi gözleri olan tam bir İstanbul hanımefendisiydi. Annesinin Esat Paşa’nın tek evladı, kendisinin de tek çocuk, dolayısıyla Esat Paşa’nın tek torunu olduğunu öğrendik. Esat Paşa 1954 senesinde 94 yaşındayken ölmüştü.  Dedesini hatırlayıp hatırlamadığını sordum. “Hatırlamam mı. Hiç kucağından inmezdim.” dedi. Çanakkale Savaşlarının 100.cü yıl dönümü için o yıl (2015) her yerde anma toplantıları ve törenler düzenlenmişti. Çanakkale’de baş komutan Alman Liman von Sanders Paşa idi. Esat Paşa da ondan sonra gelen Türk Kumandandı. Herhalde bazı törenlere Esat Paşa’nın tek torunu da davet edilmiştir diye düşünerek sordum. “Hayır, hiç kimse hiçbir yere çağırmadı” dedi. Şaşırmıştım. Esat Paşa’nın Yanya müdafiliği kadar Çanakkale’deki başarıları da ortada idi. “Yalnız” dedi, “Çanakkale Savaşları’nın 100.cü yıldönümü dolayısıyla makale ve tez hazırlayan bazı akademisyenler beni aradılar, bilgi ve fotoğraf almak istediler. Hele bir doçent hanım ısrarla benimle yüz yüze görüşmek istedi. Ben de İstanbul’da olduğumda sizi ararım dedim. Doçent hanım ziyaretime geldiğinde, “niye ısrarla benimle yüz yüze görüşmek istediniz” diye sorunca, “sizin gözlerinizde dedeniz Esat Paşa’nın bakışlarını görmek istedim de ondan” dedi.

Zehra hanıma Bilge Mübadil Yanyalı rahmetli Lütfü amcamızdan bahsettim ve tanışmak istermisiniz dedim. Çok sevindi. Yılın büyük kısmını Bodrum’da geçirdiği, Lütfü amca da Bodrum’a kızını ziyarete gittiği için Bodrum’da tanışıp görüştüler. İki Yanyalı da bu görüşmelerden çok mutlu oldu.

Geçen yıl Lütfü amcanın kızı Gülgün’den Zehra hanımın çok hasta olduğunu öğrendim. Kötü hastalık çok hızlı ilerledi ve sevgili Zehra hanım 5 Şubat 2018 günü vefat ederek 7 Şubat’ta Esat Paşa’nın da olduğu Karacaahmet Mezarlığında toprağa verildi…..Esat Paşa’nın bakışları da ölmüştü…..

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV

Yandex.Metrica

Instagram